Gazetecilikte Kriz Derinleşiyor (28.04.2026)

Gazetecilikte Kriz Derinleşiyor: Düşük Ücret, Yavaş Yargı, Eksik Yasa

Basın sektöründe güvencesizlik, düşük ücret ve yargı süreçlerindeki aksaklıklar derinleşirken, Av. Dr. Onur Can Keskin mevcut yasal düzenlemelerin gazetecileri korumakta yetersiz kaldığını söyledi.

sonsöz gazetesi manşet

“BASIN EMEKÇİLERİ İÇİN MEVCUT YASA YETERSİZ”
Basın sektöründe güvencesizlik, düşük ücret ve yargı süreçlerindeki aksaklıklar derinleşirken, Av. Dr. Onur Can Keskin mevcut yasal düzenlemelerin gazetecileri korumakta yetersiz kaldığını söyledi.

TÜRKİYE’DE basın emekçilerinin karşı karşıya olduğu yapısal sorunlar ve yargı süreçlerindeki aksaklıklar, gazetecilik mesleğinin icrasını her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Avukat, arabulucu ve bilirkişi Av. Dr. Onur Can Keskin’e göre, yürürlükteki mevzuat gazeteciler için hem eksik hem de uygulamada etkisiz kalıyor. Keskin, gazeteciliğin kamusal rolüne dikkat çekerek, meslek mensuplarının ekonomik ve mesleki bağımsızlığını güvence altına alacak yeni ve güçlü bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.

“GAZETECİLER İÇİN ÖZEL YASA VAR AMA YETERLİ DEĞİL”
Kendisini “Ankara’da avukatlık, arabuluculuk ve bilirkişilik yapan, akademik çalışmalarını adil yargılanma hakkı ve ifade özgürlüğü üzerine sürdüren bir hukukçu” olarak tanımlayan Keskin, gazetecilerin diğer meslek gruplarından farklı bir yasal rejime tabi olduğunu hatırlattı.
Keskin, “Gazetecilerin haklarını düzenleyen yasal düzenleme, kamuoyunda ‘212’ olarak bilinen 5953 sayılı Basın İş Kanunu’dur. Ancak bu yasa hem lehe hem aleyhe hükümler içeriyor. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları sonrasında işçilik haklarının korunması noktasında yetersiz bir çerçeveye sıkışıldığı görülüyor.” ifadelerini kullandı.

“GAZETECİLİK KAMUSAL BİR GÖREV, BU YÜZDEN ÖZEL KORUNMALI”
Gazeteciliğin yalnızca bir iş kolu olmadığını vurgulayan Keskin, mesleğin kamusal yönüne dikkat çekti: “Gazetecilerin yürüttükleri görev, kamusal bir ihtiyacın karşılığı. Haber alma hakkının ve kamunun denetlenmesinin başat aktörleri gazetecilerdir. Bu nedenle gazetecilerin özel olarak korunması bir ihtiyaçtır.” Bu kapsamda Basın İş Kanunu’nda yer alan bazı özel haklara değinen Keskin, “Ücretin peşin ödenmesi, yayın politikasının gazetecinin değerleriyle çatışması halinde haklı fesih imkanı gibi düzenlemeler, gazetecinin ekonomik ve mesleki bağımsızlığını korumayı amaçlıyor.” dedi.

“İKRAMİYE VE TERFİ HAKKI FİİLEN KULLANILAMIYOR”
Yasada gazetecilere tanınan hakların uygulamada karşılık bulmadığını belirten Keskin, “Gazetecilerin kârdan pay alma yani ikramiye hakkı var. Ancak medya kuruluşlarının çoğu resmi olarak kâr göstermediği için bu hak fiilen kullanılamıyor.” diye konuştu. Terfi hakkının da benzer şekilde etkisizleştiğini ifade eden Keskin, “Yargı kararları, genel maaş zamlarının terfi yerine geçebileceğini kabul ederek bu hakkın kullanılmasını zorlaştırıyor.” ifadelerini kullandı.

“FAZLA MESAİ VAR AMA KARŞILIĞI YOK”
Gazetecilerin en temel sorunlarından birinin fazla mesai olduğunu vurgulayan Keskin, uygulamadaki tabloyu şu sözlerle anlattı: “Gazetecilikte mesai mefhumu olmadığı herkesçe bilinen bir gerçek. Ancak fazla mesai ücretine ulaşmak neredeyse imkansız. Günlük çalışma süresi 8 saat olarak kabul edilse de dinlenme süreleri varsayımsal hesaplanıyor, fazla mesainin bir kısmı maaşa dahil sayılıyor ve hesaplanan alacaktan da indirim yapılıyor.” Keskin, bu koşullarda gazetecilerin emeklerinin karşılığını alamadığını belirterek, “Neticede gazeteci her ay yaptığı fazla çalışmanın ücretini alabiliyor mu? Hayır.” dedi.

“DÜŞÜK ÜCRET HAK ARAMAYI DA ENGELLİYOR”
Ekonomik koşulların gazetecilerin hak mücadelesini doğrudan etkilediğini belirten Keskin, “Bugün gazetecilerin ortalama ücretleri asgari ücret seviyesine kadar gerilemiş durumda. Geçim sıkıntısı içindeki bir gazetecinin ne özgür çalışması ne de hak araması kolaydır.” ifadelerini kullandı. Keskin, “Hak aramanın da bir maliyeti var. Dava açma masrafları bile gazeteciler için caydırıcı hale geliyor.” diye ekledi.

“KAYIT DIŞI VE GÜVENCESİZ ÇALIŞMA YAYGIN”
Basın sektöründe güvencesizliğin yaygın olduğunu söyleyen Keskin, özellikle dijitalleşme ile birlikte sorunların derinleştiğini belirtti: “İnternet gazeteciliği ve freelance çalışma yaygınlaştı ancak bunların hukuki karşılığı yok. Gazeteciler çoğu zaman sigortasız, güvencesiz ve tüm riskleri kendi üstlerine alarak çalışıyor.” dedi. Stajyer adı altında uzun süre sigortasız çalıştırmanın da önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Keskin, “Bu sürelerin de sigortalı sayılması gerektiğini mahkemeler önünde kabul ettirdik.” dedi.

“YARGI SÜREÇLERİ YAVAŞ, KARARLAR GEÇ UYGULANIYOR”
Yargı süreçlerinin etkili olmadığını belirten Keskin, “Türkiye’de işçilik hakları açısından yargıya başvurmak hala en etkili yol. Ancak süreçler oldukça uzun. İstinaf mahkemelerinde ciddi bir yığılma var. Karar alınsa bile icra aşaması ayrı bir sorun.” değerlendirmesini yaptı. Arabuluculuk sürecine de değinen Keskin, “Arabuluculuk tarafların eşit koşullarda müzakere etmesi gereken bir süreçtir. İşverenin dayattığı belgelerin imzalatılması hukuken doğru değildir.” ifadelerini kullandı

“İŞTEN ÇIKARILAN GAZETECİLER HAKLARINA ULAŞMAKTA ZORLANIYOR”
İşten çıkarılan gazetecilerin kıdem, ihbar ve işe iade gibi hakları bulunduğunu hatırlatan Keskin, pratikte en büyük sorunun tahsilat olduğunu belirtti: “Mahkeme kararıyla kazanılan tazminatların ödenmemesi ya da işverenin ödeme gücünün olmaması en büyük sorunlardan biri. Ayrıca dava süreci devam ederken gazetecilerin geçimlerini sağlaması gerekiyor.”

“CEZA DAVALARI VE BASKI ORTAMI GAZETECİLİĞİ ZORLUYOR”
Basın emekçilerinin yalnızca iş hukuku değil, ceza hukuku alanında da ciddi baskılarla karşılaştığını söyleyen Keskin, “Ceza soruşturmaları, tutuklama, arama gibi uygulamalar gazetecilerin mesleklerini icra etme- lerini zorlaştırıyor ve otosansüre yol açıyor. Bir haber nedeniyle işsiz kalmaya da tazminat tehdidiyle karşı karşıya kalma ihtimali, özgür gazeteciliğin önündeki en büyük engellerden biri” uyarısında bulundu.

Sonsöz Gazetesi

Haber: Goncagül Konaş

Fotoğraf: Serdar Özsoy